Uğraş Et Feneri Alma : UEFA !


Fenerbahçe, dün gece de 10 yıllık kanayan yarasına merhem olacak tılsımları oluşturumadı. 10 yıldır bu takıma sürekli yeni doktorlar, yeni kanlar, taze canlar gelip gelip gidiyor. Fakat elde var yine Hüsran...

Düşününki 18 yıllık başkanlık devrimini yıkan bir Ali KOÇ, takımına küsen taraftarların stadı hınca hınç doldurmaları ve maçın son saniyesine kadar susmayan, takımına 12. güç olmak için birlik olan korkunç bir taraftar desteği ,yeni sistem ama ne çare .Tıpkı üniversite sınavına hazırlanan bir öğrenci gibi değil mi? Her sene farklı hocalar,farklı özel okullar ama sonuç yine geçersiz.Bu durumu öncelikle Fenerbahçe'nin oyunu açısından ele alalım daha sonra derinlere inelim. Takım olarak Fenerbahçe'nin bir ruhuna bakın. İsteksiz, koordinasyon zayıf, pas alışverişleri 'aman benden çıksında' havasında Hem defansta hem hücumda gözle görülür bir eksiklik göze çarpmıyor mu? Evet fiziksel mentalite olarak oyunda bir santrofor eksikliği çok bariz. Eee peki ruh nerede? Ya tutku? Tribünlerdeydi dimi. Fakat sahada yok. Haliyle daha organize olan daha hızlı olan Benfica'nın, karşısından bir tepki gelmeyince elini kolunu sallaya sallaya turu geçmesi pek de şaşırılacak bir durum olmadı .Ayew, Soldado, Valbuena şu anki görüntüleri ile emekli olmak için geldiklerini düşünmek pek de zor değil. Bu 3 oyuncu kendilerini çeşitli sahnelerde ispatlamış belli bir oyun karakteri olan, sorumluluktan kaçmayan bir modeldi. Fakat buraya gelince nedense herkes ne kadar yapıyorsa bir fazlasını yapmaktan kaçındılar. Yani doğal olarak oyunda bir yönetici yoktu. Fenerbahçe'ye bir doktor (ALEX) lazım hem de en acilinden. O ruhu taşıyabilen hem saha içindeki oyuncu arkadaşlarına hem de tribündeki 12. güçle arasındaki sinerjiyi yaratan bir 10 numara lazım.Her golden sonra soğuk sevinçlerle değil de tribünlere koşarak oraları ateşleyen bir ruh. Dikkat edin lütfen şu değineceğim noktaya: Dün 45+1'de Alper Potuk temiz bir kafa vuruşuyla dengeyi sağladı. O esnada sevinen bir tek Alper Potuk o da taraftara koşarak değil kendi etrafında dönerek taç çizgisine 10 metre uzaklıkta sevindi. Ee nerede sinerji? Nerede tribünlere koşarak onlarla hunharca sevinme? Nerede seyircinin futbolcuyu alnındaki terden uzun süre öpmesi? İşte tur buradaydı sevgili okurlar. Tur bu seyircinin kendisine kadar gelen futbolcunun alnındaki terden hiç çekinmeden uzun süre öpmesi onu bağrına basmasındaydı. Ama futbolcular gol olduğunda Benfica takımı gibi santraya yorgun, bitkin vaziyette yürümekle meşguldüler. Hangimiz tuttuğumuz takım gol attığında gol atan oyuncunun ve bütün yedek kulubesiyle birlikte taraftara koşarak gittiğinde tüylerimiz diken diken olmaz ki ya da o tabloda nasıl gözlerimiz dolmaz ki?

İkinci bir mesele görülen o ki Uefa, Fenerbahçe'yi Şampiyonlar Ligi'nde istemiyor. Avrupa Ligi'nde de bir yere kadar istiyor. Yakın zamanda Ivan Bebek ile zaten bunu ispatladılar. Tabi bütün Avrupa'ya katılan Türk takımı için geçerli bir durum fakat özellikle Fenerbahçe ile yaşanılan Aziz yıldırım dönemindeki davalar,Aziz Yıldırım'ın tehditkarvari salvoları bu durumu kanıtlar niteliktedir. Aziz yıldırım haklıdır ya da değildir, Uefa,Fenerbahçe'yi ister veya istemez ama şu gerçek var ki Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi'ne kalmak istiyorsa önce kendisine o taraftarların oyuncuların alnındaki terden öpen sinerjiyi transfer etmek zorundadır.

Okunma : 108

YORUMLAR (0)