Dünya Kupası Çeyrek Final Eşleşmeleri


Beklediğimiz gibi başlamayan kupanın, ikinci turla beraber bambaşka bir senaryoya bürünmesini bu yazı ile birlikte değerlendirelim...

İkinci tur maçlarının bitişi ile beraber çeyrek final karşılaşmalarıda belli oldu. Grup aşamalarının aksine çok daha heyecanlı geçen ikinci tur karşılaşmaları, çok enteresan senaryolara sebep olacak çeyrek final karşılaşmalarınında altyapısını hazırladı izlenimini bıraktı. Gelin birlikte çeyrek final karşılaşmalarının değerlendirmelerini ve (kendime göre) tahminlerini yapalım.

Uruguay-Fransa:

Kupanın favorilerinden Fransa'nın ikinci turda mükemmel bir maç sonucu Arjantin'i elemesiyle geldiği çeyrek finalde daha oturmuş bir Fransa izlememizi sağladı. Gruplarda ise son maçta Fransa'nın revizyona gitmesi sebebiyle sıkıcı bir Danimarka maçı izlemek zorunda kalmıştık. Ancak ne yalan söyliyim, Arjantin maçı bunu fazlasıyla telafi etti. Kadro olarak kupanın en güçlüsü olarak gözüksede, bazı oyuncarın beklenmeyen katkısı(Pavard gibi) Fransa'yı Arjantin maçında biraz daha öne çıkardı ve takım oyunları sayesinde Messi'yi kupa dışına ittiler. Ancak Umtiti ve Varane'nın bazı pozisyonlarda ki uyumsuzluğu gözlerden kaçmadı desek yeridir. Kalenizi Lloris koruyarsa bu uyumsuzluk göze o kadar çarpmasa da Uruguay maçında yiyebilecekleri bir gol, Uruguay savunmasını sonrasında geçmeye yetmeyebilir. İlk golü atarlarsa problem çekiceğini düşünmesemde, ilk golü yemeleri durumunda turu zora sokabileceklerini düşünüyorum. Yaratacılık anlamında de Griezmann, Pogba ve Mbappe gibi yetenekleri olsada Matuidi'nin son maçta sol açık gibi oynaması onları oyunu karşı sahaya yıkma anlamında biraz problem yaşatmıştı. 

Gelelim kupanın 'Underdog Takımlarından biri' olarak nitelendirilen Uruguay'a. Cavani'nin sakatlığı onları derinden yaraladı ve Suarez'in Cavani oynamazsa tek başına Fransa savunmasına sorun çıkarması daha zor gözüküyor. Özellikle kuvvet olarak Umtiti, sürat olarakta Varane'ın arkasında gördüğüm Suarez, belki sahte dokuz rolünde geriden top alarak Fransa savunmasına problem çıkarabilir. Unutmamak gerekir ki , bu takımın stoperleri Godin ve Gimenez Atletico Madrid savunma anlayışını tamamen milli takımlarınada yansıtmış durumdalar. Laxalt'ın çıkışına da değinmem gerekirse, kupa sonrası 'Hücumcu Sol Bek' olarak ikinci bir Marcos Alonso olabileceğini düşünüyorum. Fransa'nın ilk golü yememesi durumunda turu penaltılara bıraksa bile geçeceğine inanıyorum.

Brezilya-Belçika:

Fransa-Arjantin maçının aksine tam anlamıyla erken final diyebileceğim karşilaşma bu. Arjantin'in her ne kadar zor gruptan çıkıp Messi ile turu geçebileceğini düşünselerde, futbol bir takım oyunu ve bunu Belçika sonuna kadar yansıtıyor. Üçlü savunma oynamaları, kanatlarından birinin ofansif birininse defansif olması Belçika'yı son derece güzel bir futbol sergilemesine sebep oldu. Kompany, Alderweireld, Vertonghen uyumu ise turnuvanın en iyi savunmalarından biri olduklarını göstersede, Japonya maçında bunun tam tersini gördük maalesef. Samurayların Belçika'yı az daha turnuva dışına itmeleri tamamen 'Harakiri' yapmaları ile açıklanabilir. Turnuvanın en kısa takımlarından biri olmalarına rağmen gittikleri son korner sonrası yedikleri kontra başka türlü açıklanamaz. Ön alandaysa, Lukaku, Hazar ve De Bruyne üçlüsü üzerlerine düşenleri fazlasıyla yapsada maalesef Lukaku bana göre beklentilerin altında kaldı. Harry Kane'in mükemmel bir turnuva geçirmesinin yanında Lukaku'ya dair sadece son pozisyonda topun üzerinden atlayıp Chadli'ye bıraktığı topu söyleyebilirim. 

Brezilya'ya değinmek gerekirse, Titi gerçekten takımını çok iyi hazırlamış. Marcelo'nun sakatlığı sonrası Filipe Luis'in sol bekte hiç sırıtmaması ve turnuvanın sürprizlerinden biride Fagner oldu. Sağ bekte Danilo'yu kesmesi ve süratiyle onunda bir transfer yapacağını düşünmekteyim. Gabriel Jesus 'un yerine Firmino 'nun neden oynamadğını halen anlamamış olsamda Titi hocaya haksızlık etmek istemem. Sonuçta Jesus'un ön alan baskısı ve Neymar-Willian-Coutinho üçlüsüyle uyumu hiç sırıtmadı. Şahsen Belçika'yı tutuyor olsamda, büyük turnuvaların takımı Brezilya'nın Almanya hezimetini unutturmak açısından bu kupanın onlara büyük bir şans olduğunu bilmesi onları bir adım öne çıkarıyor. Tabi Neymar'ın performansı ve 'yerde yatması' nın önemide bu maçta çok önemli olacak. Meunier'dAren fizik olarak geride olsada sürati ile o kanatta kendisini sıkıntıya sokacağını düşünmekteyim. Bu turuda Brezilya'nın geçeceğini düşünüyorum.

İsveç-İngiltere:

Zlatan'sız bir İsveç izlemez diyenler umarım şuan nasıl bir hata yaptıklarının farkındalardır. Sade, savunma ve fizik ağırlıklı oynadıkları top onları buraya kadar getirdi ve bunu gayet iyi yansıttılar. Takımın generali Granqvist gerçekten hakkıyla kaptanlık yapıyor ve arkadaşlarını toparlıyor.Son maçta Forsberg'in golu ile eledikleri İsviçre maçında da gördük ki turnuvanın sürprizi olmaya yemin etmişler. Ancak onlar içinde ben serüvenin burda sonlanabileceğini düşünüyorum. Sebebi ise kaliteleri değil, İngiltere ile birbirlerine ters gelen futbol anlayışları. Duran toptan bulabilecekleri bir gol onları bir üst tura taşıyabilecek olsada, akan oyunda İngiltere'yi geçebileceklerini düşünmüyorum. İngiltere'ye değinmem gerekirse Raheem Sterling'in turnuva sonrası Guardiola'nın elini öpmesi gerek. Kendisine bu kadar gol ve bu kadar asist yapmasının Pep sistemi olduğunu bu turnuva kanıtladı. Öte yandan Harry Kane'in Kolobiya maçında kendisini yeteri kadar gösteremesede, bu maça damga vurabileceğini düşünüyorum. Üçlü savunmaları Southgate tarafından bozulacağını sanmıyorum ve Trippier-Rose ikilisi İsveç'i geçmelerinde en büyük etken olacaktır. Tekrar şunu hatırlatmakta fayda var, aynı Uruguay gibi, İsveç karşısında yenilebilecek bir gol, İngiltere'yi zor duruma sokacaktır. 

Rusya-Hırvatistan:

Ve gelelim turnuvanın en sıkıcı geçeceğini düşündüğüm maçı Rusya-Hırvatistan. İngiliz basınının üstüne sürekli vurgu yaptığı 'Doping' ile ilgili Rusya yetkilileri sürekli teste giriyoruz desede kimseyi inandıramadıkları bir gerçek. Özellikle son olimpiyatlarda yaptıkları devlet destekli doping onları kara listeye turnuva başlamadan koymuş durumda. Artem Dzyuba'nın takıma dönüşü ile ön alanda topu rahat tutabilmeye başlamaları ve Cherychev'in üst düzey oyunu onlarıda çeyrek finale getirdi. İspanya'yı elemeleri hepimizi dumura uğratsada o maçın Hierro başarısı(yada başarısızlığı) olduğunu düşünenlerin sayısı az değildir herhalde. Hırvatistan'a gelirsek müthiç orta sahası ve Mandzukic'in  savaşçılığı onları turnuvada önemli bir yere getireceği herkes tarafından tahmin ediliyordu. Rebic'in performansınıda unutmamak gerek. Oyunu dilediklerinde soğutmaları, dilediklerinde öne yıkmaları onlara büyük avantaj sağlıyor. Savunmada Vida ayağı iyi olmasada gücü ve kuvveti ile Dzyuba'ı sonuna kadar bezdireceğini düşünüyorum. İlk yarısının birbirlerini tartmak üstüne geçiceğini tahmin ettiğim bu maçtada turu Hırvatistan'ın bir türlü geçeceğini ve yarı final şansını tepmeyeceğini düşünüyorum.

Umarım bu yazı işinize yarar ve takımlara başka bir perspektiften bakmanızı sağlar. Yarı final karşılaşmalarını tekrar değerlendirmek üzere.. 
Okunma : 61

YORUMLAR (0)