Taht Oyunları


Kazandığımız milli maçlardan sonra bile maçı ve oyunu değil de teknik direktör ile oyuncu arasındaki taht oyunlarını konuşur olduk, işte Türk futbolu yerlerde derken kastettiğim buydu....

KAOS ÇOK HUZUR YOK

Türkiye'ye gelmiş en bilgili ve en deneyimli spor adamlarından birisi olan Frank Rijkaard, ''Türk futbolunda her şeyden biraz var ama hiçbir şeyden tam yok.'' sözüyle Türk futbolunun ne halde olduğunu çok güzel özetlemiş değil mi?

2016 Avrupa Şampiyonası sonrası yaşanan olaylar o kadar enteresan ki dünyanın hiçbir ülkesinin milli takımında bu tarz olaylar göremezsiniz. Sadece bizde olur. Bir turnuvaya katıldık, millet birbirine girdi olacak gibi değil. Bir tarafta Türk futbolunun en büyük ve en başarılı teknik direktörü Fatih Terim, diğer yanda Türk futbolunun en büyük markalarından ve en kariyerli oyuncularından Arda Turan. Nasıl olabilir de bu ikisi karşı karşıya gelebilir anlamak mümkün değil. Resmen Milli Takım'ın içinde taht oyunları dönüyor. 

İlhan Mansız'ın meşhur sözünü hatırladınız mı? Diyor ki: ''Bizim zamanımızda galibiyet primi yoktu, o zamanlar namus meselesiydi.'' Çok haklı. Tabii ki oyuncular kazandıkça ve hakettikçe prim alıp, para kazanmalılar bunda bir sakınca yok ama primi, parayı tartışma konusu yaparsa işte o zaman sorun çok. Dolayısıyla kaos çok huzur yok.

MİLLİ FORMA AĞIR GELİYOR

Şimdi Arda Turan'ın çok yanlışı var ilki, kaptan olmanın verdiği yetkiyle oyuncuların ve personelin alacağı primler ve bazı sıkıntılar nedeniyle Fatih Terim'in yanına gidip sesini yükseltmiş zaten bütün mesele burada başladı bana göre. İkinci hatası da Fatih Terim'in ekibinden olan iki kişinin içerideki bilgileri sızdırdığı düşünerek Milli Takım'dan gönderilmesini, aksi takdirde gelmeyeceğini de belirtmiş hatta buna Emre Belözoğlu vesile olmuş. Ayrıca Emre Belözoğlu'nun bu olaylara nasıl ve nereden girdiğini de anlamak güç. Emre kim de Milli Takım'da arabuluculuk yapıyor. Hadi efendi bir adam olursun, herkes seni sever sayar da gelir ortamı yumuşatırsın ama yok her taraftarla vukuatın var. Daha geçen Rize'de teller olmasa taraftarı linç edecekti. Şimdi bunları yapan Emre'yi arabulucu seçiyorlar o da çok ilginç.

Neyse bu da büyük yanlış. Arda kim de şart sunuyor Milli Takım'a. Daha sonra da Bilal Meşe'ye saldırması. Diğerleri neyse ama bunun açıklanacak tarafı yok. Kusura bakmayın da kimse Milli Takım'dan büyük değil. Arda falan hikaye ben size söylüyorum. Arda iki senedir top mu oynamış? İsmi olduğu için geliyor bu takıma yoksa onun oynadığı topu Volkan Şen de oynuyor. O yüzden Arda olmadan da hiçbir şey kaybetmez Türkiye. 

Arda diyor ki ''Hayatta en çok istediğim ve sevdiğim şeyi 30 yaşında bıraktım.'' Şaka mı yapıyor yoksa ciddi mi anlamadım çünkü bir insan en çok sevdiği şeyi kaybetmemek için canı verir gerekirse ama senin öyle vukuatların var ki dediklerinle uyuşmuyor. Arda Turan çok yetenekli futbolcu. Adam Barcelona'da ötesi mi var? Ama milli forma artık ona ağır geliyor. O yüzden kendisi de en doğru kararı vermiş.

HUZUR BİZE DE UĞRASIN

Fatih Terim'i herkes sevmez ama herkes sayar. Çok büyük teknik direktör. Yaptıkları ortada ama keşke Arda ile bu münakaşalara girmeseydi. İki taraf da çok net konuşmuyor o yüzden kim haklı bunu bilmek zor ancak Fatih Terim'in kimseye bir saygısızlığı ya da saldırısı yok. Durduk yere bir insan, sevdiğini belirttiği birine kırılır ya da darılır mı? Demek ki Arda Turan, kendisini çok büyük bir futbolcu olarak görmüş ki büyük futbolcu ve Fatih Terim'le bir tartışma yaşamış. Terim de bunu ve uçaktaki saldırıyı dışarıdan birilerinin Arda'yı yönlendirerek yaptırdığını belirtti ve son yaşananlardan sonra kadro dışı bıraktı, zaten Arda da Milli Takım'ı bıraktı. Geldiğimiz nokta bu. Milli maçlar öncesi ve sonrası hep kaos hep olaylar hep tartışma. Alınan bu radikal kararlardan sonra inşallah huzur kelimesi biraz da olsa bizim takıma uğrar.
Okunma : 522

YORUMLAR (0)