Sinema

Bir Korkak Bir Orduyu Bozar


Oynayan iki büyük kulüpten bir tanesinin kötü durumda olmasından ötürü "Derbilerin favorisi olmaz." sözünün bir kez daha söylendiği bir maçı, bir finali geride bıraktık...


Öylesine bir final değildi bu şüphesiz. Çünkü, kupayı kaybeden tarafın kupa dahilinde çok ciddi kayıpları da olacaktı.

Galatasaray sadece kupayı kaybetmiş olmayacak, aynı zamanda Avrupa'dan iki yıl uzaklaşmış vaziyette olacaktı.

Bunun beraberinde, Avrupa kupalarına 2 yıl katılamamış olmaktan ötürü ciddi bir maddi geliri elde edememiş olacaktı.

Yine Avrupa kupalarına 2 yıl katılamamış olmaktan ötürü, yabancı ve deneyimli bir teknik direktörü takımın başına getirmekte zorlanacaktı.

Ve yine Avrupa kupalarına 2 yıl katılamayacağından ötürü iyi futbolcuları Türkiye'ye getirmekte güçlük çekecek ve takımdaki birkaç yıldızı elinde tutmakta zorlanacaktı. 

Ve buna benzer türlü sıkıntılar yaşayacaktı.  

Ama kesin olan şu ki; Galatasaray kazanmış olduğu bu kupayı her şeyden önce, santraforu rakip ceza sahası içinde topla buluşamazken rahat rahat kahvesini yudumlayan Vitor Pereira'ya borçludur.

"Kitabına uyduran kervanı yükleyip yüksek dağlardan aşırır,

Beceriksiz kişi sağa sola bakınıp da düz ovada yolunu şaşırır."

Barış abi, yani sevgili Barış Manço ilk dizede kimi anlatmış bilmiyorum ama ikinci dizesinde kesinlikle Fenerbahçe teknik direktörü Vitor Pereira'yı anlattığı çok belli.

Zamanında Sevgili Yılmaz Vural Fenerbahçe için "Ben takımın başına geçeyim 50 bin kişiyi orgazm ederim." demişti. Belki Fenerbahçe taraftarı bu kadarını istemiyordu ama kaybedeceği hiçbir şey yokken bile iki defansif orta saha oyuncusu ile oynayan korkak bir Teknik direktörü de hiç istemiyordu.

Unutulmamalıdır ki "korkaklar" hiçbir zaman zafer abideleri dikememişlerdir.

Son yazımda Beşiktaş teknik direktörünün, oynattığı futbol için fazlasıyla başarılı olduğunu yazmıştım. Şenol Güneş için söylediğim başarı sözlerini tamamı ile geri alıyorum.

Asıl başarı;

Takımı yenik durumdayken takımına ekstra hücum oyuncusu almayıp forvet çıkartıp başka bir forveti oyuna dahil eden,

Ne olursa olsun takım yenik durumdayken ve kaybedecek hiçbir şeyi yokken bile iki tane defansif orta saha ile oynayan,

Takımın kemik oyuncularından birini; belki de en önemlisini, yani Gökhan Gönül'ü ezeli rakibiyle oynadığı final maçında oynatmayan,

70 milyon Euro'luk kadroyla rezalet denecek kadar kötü futbol oynatan Pereira'nındır. 

İnanın, Vitor Pereira'nın böyle bir takımı bu kadar kötü oynatması Şenol Güneş'in Beşiktaşı şampiyon yapmasından daha zordur. Dolayısıyla Pereira bu takımı bu kadar kötü oynatmayı becerebildiği için benim gözümde daha başarılıdır.

Zaman zaman futbolculara da yükleniliyor. Onların hiç mi suçu yok deniliyor. Maçta her iki tarafında fiziksel olarak iyi konumda olmadığı belliydi ama ben Fenerbahçe'nin ileri dörtlüsünü tebrik etmek istiyorum. Çünkü her takım genel olarak toplamda 5 oyuncu (Göbek, oyun kurucu, sağ ve sol kanat ve santrafor) ile hücum yaparken Fenerbahçe bu sezon oynadığı maçlarda 4 kişi ile hücum yaptı ve buna rağmen yine de iyi hücum yapabildi.

Ayrıca "Başarısızlığı tek bir kişiye yüklemek doğru değildir." diyenler geçen sezon Cesare Prandelli'nin gönderilmesinden sonra ki Galatasaray'ın oynadığı futbola bakabilirler. 

Fenerbahçe'yi bu sezon özetleyecek olursak;

Sezona harika bir kadroyla başlayan Fenerbahçe'nin şampiyonluğu ve kupayı ezeli rakiplerine kaybedişi tam bir fiyaskodur. "Formasını sahaya atsan zaten ikinci olur." dediğimiz Fenerbahçe'nin bu iddialı kadrosuyla başlayan süreç, Fenerbahçe'nin itibarının yerle bir olmasıyla sonuçlanmıştır.
Okunma : 933

YORUMLAR (0)